15/12/2009 · Kategori: YAZILARIM


zimen defteri

"zimen defteri"** diye büyük dedelerimizin hatırlayabileceği bir gelenek vardı ramazan ayında..
hali vakti yerinde olanlar kılık-kıyafet değiştirerek hiç tanımadıkları mıntıkalara gidip, bakkalın, manavın tenha zamanlarını seçerek:
- "zimen defteriniz var mı?" diye sorarlardı,
esnaf bu defteri çıkarınca, gelen şöyle derdi:
-"lütfen baştan, sondan ve ortadan şu kadar sayfanın yekûnunu yapınız."
esnaf da bu kadar sayfanın toplamını hesaplar ve gelen de kesesini çıkartarak öder,
-"silin borçlarını, allah kabul etsin" diyerek çeker giderdi.
böylelikle, borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu, borcu sildiren, kimi borçtan kurtardığını bilmez, bu işte hiçbir maddi çıkar düşüncesi gözetmeksizin, sırf ihtiyacı olanın sıkıntısını gidermek amacıyla;
karşılıksız, riyasız, gösterişsiz olarak verdiklerini unutur ve bu şuurla verebilmenin de bir mazhariyet, istanbullu olmanın ve istanbul’da yaşamanın bir lütfü olduğunu bilerek buna şükrederlerdi...



**("zimen defteri", o esnaftan borcunu yani veresiye mal alan mahalle sakinlerine ait hesap defteri, yani "borçlu ile borcunun miktarı yazılı olan defter" )
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
(AYHAN GÜLTAŞ, 18.06.2009 11:30:56

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/12/2009 · Kategori: YAZILARIM

lonca

lonca / istanbul’da bir semt

fetih sırasında yağmalanan konstantinopolis halkının bir kısmı köle olarak şehir dışına satıldığından nüfus azalmış, müslüman türkler ve çeşitli hıristiyan topluluklardan oluşan nüfus, şehri canlandırmaya yetmemişti.
bunun üzerine anadolu’nun ve rumeli’nin çeşitli yörelerinden halk toplulukları kentte iskân edilmeye başlanmış, epirli’ler, ayios demetrios ve ayios georgios kilisesi etrafında sarmaşık’ta (edirne kapıda fevzi paşa cad. ile surlar arasında) inşaatçılar valanga’da (yenikapı) kayıkçılar hasköy’de, gemiciler galata’da, kapadokyalılar(karamanlılar) samatya’da, mora’lılar tatavlada,
(kurtuluş) midillililer kandoskali’de (gedikpaşa) yerleşmişlerdi.
fenerde ise müslüman halkın yaşadığı yerlerden uzak olması
nedeniyle bizanslılar ve şehre sonradan gelen romalılar oturmaktaydı.

bizanslılar ve romalılar ‘millet başı’ olan patriğin yönetimi ve
sorumluluğu altında yaşamakla birlikte kendilerine özgü ‘yerel cemaatler’
(koinotes’ler) oluşturdular.
bizans döneminde de yerel gereksinimleri karşılamak üzere oluşturulan
bu cemaatler gelişerek ‘lonca’ halini aldı.
konstantinopolis, istanbul olmuş bu kentte yaşayan müslüman halk
bu insanlara ‘romalı’ anlamında ‘rum’ demeye başlamıştı.
günümüzde bu semtte ‘roman ‘ /çingene/ vatandaşlarımız yaşamakta
ve semt hala ‘lonca ‘ olarak anılmaktadır.
AYHAN GÜLTAŞ
04.07.2009 22:24:49

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/12/2009 · Kategori: YAZILARIM

gerçek istanbul

gerçek istanbul

bu kentin ön sokakları, bulvar ve ana caddeleri makyajlı kadınlar gibidir.
burada istanbul’un gerçek yüzünü, güzelliğini ve çekiciliğini göremezsiniz.
dişi istanbul’un en cilveli, en kadınsı, en iç gıcıklayıcı kendine bağlayıcı
gizemlerini yakalamak onunla bir olmak isterseniz arka sokaklarında,
yokuşlarında, merdivenlerinde, sur diplerinde dolaşmalısınız.
çünkü buralar bu kente aittir. ön sokaklar ise konuklara.
hepimiz yeri geldiğinde bu kenti çok sevdiğimizi tekrar eder dururuz ve
hadi şöyle bir dolaşalım dediğimizde de genellikle ön sokakları, makyajlı
kadını seçeriz.
yani gezgin, seyyah veya kâşif olmayı değil turist olmayı yeğleriz.
hadi ne olursunuz gelin bir günde arka sokaklarda gezinin.
bu kentin saklı köşelerini, gerçek istanbul’u arayın inanın umduğunuzdan çok fazlasını bulacak, istanbul’da kaybolacak, hangi kadının koynunda gecelediğinizi anlayacaksınız.
AYHAN GÜLTAŞ
09.07.2009 23:10:53

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/12/2009 · Kategori: YAZILARIM

zeyrek

gizli cennet zeyrek

fatih değişik bir dünya.
bu günün yaşam felsefesi, koşulları ve ortamı ile uzlaşmama mücadelesinde, yenilikleri göz ardı edememiş, seçebildiklerini almakla yetinmiş ve yenik... düşeceği bir çaba içinde bocalayıp durmakta olan bir semt.
sonuç; arada yıpranan geçmişin ve eskinin güzel değerleri.
işte zeyrek’ te tarihin tozlu sayfalarından günümüze bir bütün olarak gelebilmiş ender istanbul semtlerinden biri.
arnavut kaldırımlı sokakları, dik yokuşları, camileri, hamamları, türbeleri, cumbalı evleri, kilise ve şapelleri ile istanbul’ da hala yaşayan, yaşayabilen bir tarih.
bizans ve osmanlı gibi iki büyük imparatorluğa kucak açmış, saklı bir cennet.
bizans imparatorlarının defnedildiği havariyun kilisesi ve çevresinde inşa edilen büyüklü küçüklü kilise ve manastırlarla kentin kalbinde ‘dinsel alan’ özelliği kazanmış bir merkez.
bunca eski istanbul semti içinde zeyrek’i özel kılan ise unesco ‘nun dünya mirası listesinde yer alan ‘zeyrek evleri’ .
bu semt geleneksel ahşap konut mimarisi örneklerinin yanı sıra anıt olma özelliğine sahip çukur hamam, imaret cami sarnıcı, hacı hasan sarnıcı, ibadethane sarnıcı, çinili ve haydar hane hamamları gibi sayısız yapının da ev sahibi.
‘zeyrek hane ‘ ise başlı başına özel bir mekân.
başta haliç olmak üzere galata ve neredeyse tüm istanbul’u kucaklayacak kadar panoramik manzarası ile gizli bir cennet.
bu şehirde gözümüzden kaçan tarihin yapraklarına asılı kalmış, ben istanbulluyum diyenlerin keşfetmesi gereken pek çok özel mekân var.
‘zeyrek’in ise onca yaşanmışlığa, bu kentte yaşayanlara ve gelecek nesillere söyleyecek sözleri,

- hadi gelin bir kulak verin…



Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/12/2009 · Kategori: YAZILARIM

kısmet çeşmeleri ve kısmet kuyusu

kısmet çeşmeleri ve kısmet kuyusu

istanbul… hangi taşı kaldırsan altından su çıkan, üç tarafı su ile çevrili, buna rağmen üzerinde yaşayıp da hala suyu /denizi/ görmeyenlerin bulunduğu şehir…
reşat ekrem koçu hayat tarih mecmuasının 1966 haziran sayısında eyüp’ten bahsederken iç avlunun ortasındaki yaklaşık 500 yıllık bir
çınar ağacı ve çevresindeki parmaklıklı çimen sofanın dört köşesindeki dört küçük çeşmeden söz eder.
kısmet çeşmeleri( hacat çeşmeleri)

evlenme çağındaki genç kızların ‘cuma salasından sonra camide namaz kılıp türbe ziyaretlerini yaparak bu çeşmelerin her birinden üçer avuç su içtiklerini ve ’kısmetim gürül, gürül aksın’ dileği ile çeşmeleri açık bırakarak avludan ayrıldıklarını anlatır.

çelebi evliya ise ‘can kuyusu’ mesiresinde bulunan bir niyet kuyusundan söz eder seyahatname’sinde.
kayıp yakınlarından haber almak isteyenlerin sorularını (hz. yusuf’un ruhuna edilen dua sonrasında) cevaplandıran bir kuyudan.

asıl ‘kısmet kuyusu’ ise eyüp sultan türbesi içindeki mermer bilezikli kuyudur.
bizans çağına dayanan bir efsaneye göre kuyunun bulunduğu yerdeki pınarda (ayazmada) yıkanan sinir hastası bir bizans prensesi iyileşmiş. bu mucize! üzerine kutsiyet kazanan pınar etrafı mermer bileziklerle çevrilerek kuyu haline getirilmiş.

bu gün türbe içinde kalan bu kuyu herhangi bir taşma neticesinde türbeyi su basmaması için bir dehliz ile önce 1.ahmet sebiline, oradan da haliç kıyısındaki bostan iskelesine bağlı bulunmaktadır.
bu yazımız halen istanbul’da yaşayıp ta suyu / denizi/ göremeyenlere ithaf olunur.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

(AYHAN GÜLTAŞ, 22.07.2009 12:40:01

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »